Ana Sayfa İletişim



AYDINLAR OCAKLARI 54. BÜYÜK ŞÛRASI
SONUÇ BİLDİRİSİ
(15-16-17 MAYIS 2026 - SAKARYA)

 

 

Aydınlar Ocakları  54. Büyük Şurası  15-17 Mayıs  2026 tarihleri arasında Sakarya Aydınlar Ocağımızın  ev sahipliğinde  13 Mayıs  Türk Dili Gününde yapılmıştır.  Yüce Türk Milletimizin Milli ve Dini bayramlarını  tebrik ederiz.
Bu Şurayı  düzenleyen Sakarya Aydınlar Ocağı Başkanı  Mustafa Kemal Cerrahoğlu  ve Yönetim Kurulu arkadaşlarını tebrik eder, önümüzdeki çalışmalarında başarılar  dileriz.
Başta  Cumhuriyetimizin kurucusu, Milli Mücadelenin Başkomutanı,  Anadolu coğrafyasını  Türk Milletiyle beraber Dar-ül Harp’ten Dar-ül İslam’a  döndüren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, değerli hocalarımızı, ağabeylerimizi  gazi ve aziz şehitlerimizirahmetle ve saygıyla anmayı  bir görev biliriz.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu  tarihten itibaren en önemli beka sorunları  ile karşı karşıya gelmiştir.  Milli kimlik ve üniter yapımızın  iç ve dış  tehditlerle karşı karşıya geldiği bir dönemde bir gelenek haline getirdiğimiz şuramız gerçekleşmektedir.  Terör örgütü PKK ile ve onun TBMM’de uzantısı  olan partiyle TBMM adına bazı milletvekillerinin ve yüce Mecliste değişik  partileri temsil edenlerin katıldığı  bir müzakere süreci sürdürülmektedir. Türk’ün sönmez güneşi  genç nesillerimizin elinde Milli Devletimiz ve üniter yapımız inşallah yüzyıllarca  devam ettirilecektir.
Türkiye’yi Türkiye yapan değerlere  sadakatle bağlı  olan bizler varlığımızı  en iyi şekilde  sürdürecek; ülkenin başına  çullanmak isteyen ihanet odaklarını  ve Türklük düşmanlarını  gayretlerimizle devre dışı bırakacağız.  Türkiye Milli Devlet ve üniter yapıdan koparılarak  günümüzün çokkültürlülük tuzağına düşürülemeyecektir. Dünyamızın alaşağı  edilen değerlerine  ve milletlerarasıhukukun rafa kaldırılmış olmasına rağmen,  emperyalizm nerden gelirse gelsin milli devletleri yıkıp onları  teslim alamayacaktır. Günümüzde Dünyanın çivisi çıkmış, sınırlar delinmiş,  ABD ve İsrail  lehine değiştirilmiş, soykırım  ve toprak işgalleri sıradanlaşmıştır. Bilhassa Ortadoğu’nungeleceği  çizilmeye çalışılmakta,  2000’li yılların İşgal  Modeli; Demokratik Örtülü İstila  Hareketi korkmadan devletlere saldırmakta,  içerde iç savaşlar çıkarmaktave ABD İsrail’e  alan açarak onu kuzeye doğru  yönlendirmektedir. Akıl almaz bir şekilde  ülkelere emirler yağdırılmakta “biz sizi mevcut iktidarlardan kurtarıp refaha kavuşturacağız” şeklinde teşvik  ve oyunlar çevrilmektedir. Darbelere ve İsrail’e  alan açılmaktadır. İç yapılarda  bölücülük teşvik  edilmekte, ülkeler teslim alınabilmek  için milli devlet ve üniter yapıdan uzaklaşma  ve ABD emperyalizmine malzeme olmak teşvik  edilmektedir. Malzeme olmak kaçırılmaması  gereken bir fırsat  olarak adlandırılmaktadır. İran’da olduğu  gibi... Amaç İsrail’in rahatsız edilmemesidir. İsrail  ve ABD’ye alan açılması;  milli devletlerin ufalanmasıdır.Türkiye’de, İran’da  ve Suriye’de etnik bölünme ve parçalara ayrılma  bundan dolayı  desteklenmektedir. Bu bakımdan, Ortadoğu nasıl  ve niçin değiştiriliyorkonusu kavranmadan Bölgede milli menfaatler gerektiği  gibi korunamaz ve savunulamaz. ABD desteğindeki İsrail soykırımı milletlerarası  hukuku çiğnemekte,  ABD ve İsrail genişlemek  için savaştan başka  bir şeydüşünmemektedirler.  Filistin ve Gazze’de, İran’da  ve hedef alınan  birçok yerde havadan bombalamalarla okullar, camiler, kiliseler, hastaneler, tarihi eserler, çoluk-çocuk bütün siviller öldürülmekte milletlerarası kuruluşlar  ise sesini bile çıkaramamaktadır. İsrail’in  çoluk-çocuk ve hamile kadınlarla uğraşması,  hapisteki Filistinlileri terörist diye idama götürmesi yaşadığımız çağın  büyük bir insan hakları  ihlali ve bir kana susamışlığıdır.  ABD ve İsrail  Dünya egemenliği peşinedüşmüşlerdir.  Bunlar gerçek savaşsuçlularıdır.  Maalesef Türkiye’de muhalefet ve sosyal medya bu konularda buzdolabında dondurulmuş  gibidir. 21.yy. da olmamıza rağmen,  önce Irak daha sonra İran  nükleer bomba bulundurma iddiasıaltında aranmış  ve bu ülkelerin varlıklarını  korumaktan başka  bir amaçlarınınolmadığı görülmüştür.  ABD NATO’yu da çökertme peşine düşmüş,  kendi emirlerini dinlemeyip Hürmüz Boğazı’nda  kendisi için savaşmayan İtalya,İspanya,  Almanya ve Fransa gibi ülkeleri hedef alarak NATO’yu bile yok etmeye çalışmıştır.  Türkiye’ye tayin ettikleri Büyükelçi ve Suriye’den de sorumlu olan kişison derece saygısız  ve hata üstüne hata yapan bir komedyen gibidir. Aslındadiplomasi mesleğinden  de uzak olan bu kişi Trump’ın arkadaşıdır.  Herhalde ABD gönderecek doğru  dürüst birini bulamamıştır.  Kendisi uygun bir şekilde  geri gönderilmelidir. Dünya’nın  çivisinin çıktığı  ve karmaşa ortamının,  bir nevi eşkıyalığıngörüldüğü  çirkin ortamdan Türkiye’de zarar görmüştür.  Ekonomik sorunların yanısıra,  insani değerlerin değişmesi  büyük bir kayıptır.  Dünya ile adeta dalga geçilmektedir. İslam  ülkeleri beklenenin aksine soykırım  ve işgalcilerin  lehine görüntü vermişlerdir.  ABD gibi bir ülkenin yasaları çiğnemesi, Başkanın  kendini kral kabul etmesi, terör ve soykırımı savunması,  siyasetçilerinin alay konusu olması  ve dengesizliği  bu ülkeyi Dünya çapında  itibar ve güven kaybeden bir hale sokmuştur. Beyanları  ciddiye alınmamış, inanılmaz olmuş, İran hakkındakiiddiaları boş çıkmıştır.  Adam NATO’yu değil,  Netenyahu’yu düşünmektedir.Sözleri rüya olarak kabul edilmiş  ve teselliden öteye geçmemiştir.  Böyle bir ülke aslında  aptal yerine konan Dünya’nın  gözünde yeniktir; galip gelse bile… Bu Şura vesilesiyle bu genel manzaranın dışında  ülkemizle ilgili tespit ve teklifleri şöyle sıralayabiliriz:
- Yüce ve Gazi TBMM’de milletvekili sayısının azaltılması  gerekli ve faydalıolabilir.
- Türkiye Anadolu’da Milli Mücadeleyi birkaç sözde gecekondu uydu devletçik için yapmamıştır.  Türkiye Cumhuriyeti ’nin değişmez kuruluş  ve var olma ilkelerine herkesin uymasını  beklemek hakkıdır.  Herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının değerinibilmeli; yediği kabı kirletmemelidir. Kimseyi zorla vatandaş yapmadığımızgibi, zorla da vatandaşlıkta  tutmuyoruz.
- Türkiye Cumhuriyeti devlet olarak milli sınırlarımızı,  yasalara uygun barış  ve istikrarıkorumaktadır.  Terörle yasal mücadelemiz hiçbir zaman savaş değil,  onunla veya bununla ve bilhassa TBMM’deki şımarmaya hazır  terör örgütünün temsilcileriyle barışmak  durumunda değiliz.  Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman toprak kazanma peşinde olmayıp  sadece vatan topraklarını korumayı  esas bilmiştir. Savaş  olan yerde barış  beklenir, kendimize gelelim.- Şiddet  içerikli dizileri sürekli Şura  maddeleri yapmamıza rağmen,  geç kalındığı  görülmektedir. Bu alanda çalışmalar hızlanmalıdır.  Sosyal medya seks ve teşhir arenası  olmaktan da çıkarılmalıdır.  Dikkatsizlik yüzünden kendi elimizle ülkeyi Güney Kore’ye benzetmeyelim.
- Tarihi eserleri koruma kurulları  gözden geçirilip yenilenmeli; kadrolarındamimar ve mühendislere ağırlık  verilmelidir. Vatandaş  yasal işlemlerindebile akıl  almaz sorunlarla karşı karşıya  getirilmemelidir. Bazı  büyük şehirlerimizde  mesela İstanbul’da  Kentsel Dönüşüm  için yıkılan  binalar senelerce bekletilmekte, vatandaş  bezdirilmekte ve bir ihtiyaç olan Kentsel Dönüşüm karşıtlığı  maalesef canlandırılmaktadır.
- Terörsüz Türkiye yolunda gerekli mücadele yapılmaktadır. Aslında  terörle mücadele başarı  ile sonuçlanmıştır.  Ancak terörü bitirirken Türkiye’yi de tanınmaz  hale getirmemeliyiz. Düşmanın arkasında  sözde dost ve müttefiklerimiz vardır.  Zaman zaman yanlış  ifadeler de kullanmayalım.Milli kimlik (Türklük) yüzyılların kazanılmış şeref  abidesidir. “Yeni milli kimlik” yanlış  sarf edilmiş  bir sözdür. Ciddi devlet adamlığı  bu yanlışlarıyapmamaktır.  Kimseyle pazarlık yapılmamalıdır.
- İsrail  ülkemizde yayınlanan “Eşref  Rüya” dizisini hazmedememiş vatandaşlarına  bu dizinin seyredilmemesi talimatını vermiştir.Gerçeklerden rahatsız  olan Siyonist çevreler, insanlıktan  nasiplenmedikleri için sadece vatanlarını  ve topraklarını  korumaya çalışan  Filistinlilere karşıharekete geçmişlerdir. Eşref  Rüya dizisinin oyuncuları  da tehdit edilmiştir.Bu dizide yer alan bir parçada vatanlarını işgalcilere karşı  koruyan ve haksızyere hapse sokulan Filistinliler için idam cezası  bile çıkarılmıştır.  Etnik temizlik yoluyla idam edilecek olanlar trenle bir durağa getirilmiş  ve bunlar pencereden sarkarak çocuklarını  son defa öpmüşlerdir. Kırkın  üzerinde Filistinli öldürülmüştür.  Dünyada oldukça tepki ile karşılanan  bu cinayetler sürerken söz konusu İsrailli  bakan “Baba Kadir, artık  tekrar baba olamayacaksın” şeklinde saldırıda bulunmuştur.  Bu dizi sadece bir TV ekranında  gösterilmekle kalmamalıdır. Yabancılar tarafından  bizim dizilerimizin takip edildiği  dikkate alınırsa, Dünyayı uyandırmak  ve ülkemizdeki uyuşukluğu  gidermek için bu gibi diziler birçok defa yayınlanmalıdır.  Buna rağmen,  dizinin Türkiye’de yeteri ölçüde izlenmediğianlaşılmaktadır.  Bu diziyi yapanlara, emeği  geçen herkese teşekkür ederiz. Seks, teşhir arenası  ve dedikodu ile uğraşan  sosyal medyanın  genelde milli hassasiyeti yeterli olmadığı  için bu anlamlı çalışmadan  habersiz kalınmıştır.Maalesef iki farklı  dalda spor yapan ve milletlerarası karşılaşmalara katılansporcularımız  Dünya müsabakaya katılmayarak İsrail’e  ders verirken bunlar İsrail takımlarıyla  müsabakaya çıkmışlardır.  Halbuki İsrail’in yaptığısoykırım,  göçe zorlama ve binlerce kişinin  öldürülmesi diğer  ülkelerden çok daha fazla Türkiye’yi ilgilendirmektedir.
- Çokkültürlülük tuzağı, milli devlet ve üniter yapıyı  ufalamada ABD ve İsrailtarafından  bir araç ve amaç olarak kullanılmaktadır. Farklı  etnik gruplar çatışmaya  itilmekte, Suriye’de birliği  bozabilmek için çatışmaları  tahrik edilmektedir. Bu durum “ufalan da gel” ve “çatış  da gel” şeklindeyürütülmekte, her iki ülkenin aslında işleri kolaylaşmaktadır.  Bunun çarpıcıbir örneği  de Suriye’nin güneyinde yer alan Dürzi topluluğu  Suriye’nin yeni yönetimiyle çarpıştırılmış  ve yoklama yapılmıştır.  Günümüzde çokuluslu şirketlerin  ideolojisi küreselleşme  ve küreselleşmenin  de ideolojisi çokkültürlülük tuzağıdır. Aslında küreselleştirme  gerek üniter yapı,  gerekse milli devletle çelişir.
- Uzun süredir depoda rafa kaldırılan Andımız  tekrar yürürlüğe  girmelidir.- Ankara’da bulunan Devlet Planlama Teşkilatı  (DPT) günümüz gerçeklerine göre tekrar faal hale getirilmelidir. - Soykırım, işgal  ve toprak çalma, sınırları değiştirme  ile yetinmeyen ABD ve patronu Netenyahu kuzeye yönelme eğilimindedir. Sıra  Suriye’nin karıştırılmasında  ve iç savaş çıkarılmasındadır.  15 Nisan 2026 tarihinde Suriye yönetimi ile ABD güdümünde bir anlaşma yapılmıştır.  Suriye ve bir bakıma  Türkiye ileride hedef alınacağına  göre, NATO’dan ABD’nin çıkarılması  ile Türkiye lehine olacak NATO’nun 5. maddesinin kullandırılmaması  hedeflenmektedir. Bütün bunların yanısıra  bölgemizde yeni siyasi ve askeri ittifaklar kurulmakta, Yunanistan, Kıbrıs  Rum Kesimi, İsrail  ve Hindistan’ı  da kapsayan bir ittifak doğmaktadır. Etrafımız sarılırken Türkiye’de siyasetin parti ve şahsi çıkar odaklı olması  da çok düşündürücüdür. Anlaşılan Ortadoğu savaşsız bırakılmamayaçalışılmaktadır.
- Devlet bankalarının  yönetimi emekli siyasilerde değil;  uzman iktisatçılardave liyakat sahiplerinde olmalıdır.  Devlet bankalarını  ve merkezlerinin ekonomik sorunlar yaşanırken İstanbul’a, Kadıköy’e taşınması  herhalde tasarrufa ve ekonominin düzeltilmesine bağlanamaz.
- Unutulmamalı  ki; Türk Milleti tekleşmeye, milliyetsizliğe,  din dışılığa,cinsiyetsizleştirilmeye,  ailenin yapısı  çözülmeye çalışılmaktadır.  Buna yardımcı  olmak üzere bizi sözde çok seven ABD LGBT adlı  ne olduğu  isimde gizlenen bir kuruluş kurmuştur;  birçok ülkede olduğu  gibi bizde de kapatılmalıdır.
- Batı’da geniş  aileye doğru kayış,  aile mensuplarının sosyalleştirilmesi  öne çıkmışken,  bizdeyse aile hedef alınmaktadır.  Sosyal yapının bozulmasınaçalışılmaktadır.
- Başarılı  ve düşmanlarımızı rahatsız  eden savunma sanayiinde ki tesislerimizin ve değerli  personelimizin güvenliği  en üst seviyeye çıkarılmalıdır.  Bir ara üretilen silah ve uçakları  teneke olarak adlandıranlarda tek kelimeyle utanmalıdırlar.
- KKTC’de vatan toprakları  Rum’a ve İsraillilere satılık değildir.  Her bir Kıbrıs Türkü rahmetli Rauf Denktaş  gibi şuurlu olmalı, geleceği  de düşünebilmelidir.  Filistinliler de topraklarını satmışlardı ama sonuç ortadadır. Görüldüğü  gibi, vatan toprağını  satan kaybetmektedir.
- Askeri hastanelerin kapatılması  uzman askeri hekimlere olan ihtiyacıartırmıştır. İhtiyacı  gidermek bakımından,  ya tekrar açılmalılar,  ya da mevcut devlet hastaneleri kapsamında  askeriye için ek bölümler gerçekleştirilmelidir.
- Gazze, Filistin, Lübnan ve İran’da  binlerce vatandaşı  utanmadan öldürenler “adam kalmayana kadar öldüreceğiz”-Mesela İran’da-  diyebilen bir başkan insansa utanmayı  bilmelidir. Maalesef ateşkes kararları kağıtlardakalmakta, İsrail  ve ağabeyi  ABD bunlara uymamayı  kural haline getirmiştir.
- ABD ile oldukça eskiyen Fullbright 1949 tarihli Eğitim İşbirliği Sözleşmesigüncellenmeli, eksiklikler tamamlanmalıdır.  Türkiye kendi çıkarlarını  da göz önüne almalıdır.  Türkiye’de uzun yıllar  faaliyette bulunan Almanca ve Fransızca eğitim-öğretim  yapan liselerin de sözleşmeleri güncelleştirilmelibizim Türkiye’de açtığımız  gibi bu ülkelerde de Türkçe ve yabancı  dillerde eğitim öğretim  yapacak liselerin kurulması sağlanmalı  ve bu okullar zaman zaman denetimden geçirilmelidir.
- Hükümet gençlerin evlenmesini kolaylaştırıcı  tedbirler almakta gerekli destekleri sağlamaya çalışmalıdır.  Nüfus artış hızını  düzene sokabilmek için gelir dağılımının iyileştirilerek satın  alma gücünün artması  gerekmektedir. Fazla çocuk sahibi olmak için de destek gerekmektedir. Doğan çocuklarınbeslenme ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması  gerekmektedir. Bu ihtiyaçlar çok çeşitlidir.  O bakımdan, bunların  piyasa şartları  içinde desteklenmesi de gerekmektedir. Çoğu vatandaş  et, ekmek, peynir, süt, çocuk maması,  ilaç, çocuk bezi gibi birçok temel ihtiyacı karşılayamamaktadır.
- Evlenmenin teşviki  isteniyorsa boşanmalarda  nafaka hayat boyu işlememelidir.  Ömür boyu nafaka, evlenmede önemli bir engeldir, adil bir düzenlemeye gidilmelidir.
- Son yıllarda  okul öğrencilerinin çatıştıkları  ve yaralama olaylarının  ortaya çıktığı  görülmektedir. Bu konuda gerek ailelere, gerek yöneticilere önemli görevler düşmektedir.  Çocuk genelde önüne çıkan farklı  maddeyi farklı  ve tehlikeli görerek yok etmek için çabalamakta, onu koparma ve tekmeleme yoluna gitmektedir. Nitekim, çiçekler koparılmaktadır.  Biraz büyüdüğündebu sefer kedileri hedef almaktadır.  Aileler çocuklarını gerektiği  gibi bilgilendirmediği  için onları yanlışlardan uzaklaştırmak zorlaşmaktadır.Çocuk gerekli ev eğitimini  almadan okula ayak basmaktadır.  Zamanla akranları  ile veya daha ileri sınıflardaki öğrencilerle  gücünü denemeye çalışmaktadır.  Bunun için kesinlikle öğretmen okulları açılmalıdır.  Bu okullarda çocuk sevgisini taşıyan, anlayışlı  hocalar yetiştirilebilir. Diplomalıherkes öğretmenlik  yapamaz. Dersi anlatır  ama isteneni öğrenciyeveremeyebilir. Kaldı  ki, bazı davranış bozukluklarının  giderilmesine de ihtiyaç vardır. Hocalık  bir nevi sanatkarlıktır. Öğrenciyi  iyi tanıyabilmek  ve ölçülü iletişim  kurabilmek gerekir. Çocuğun yaşı  büyüdükçe rakip arar. Bunu okulda ve sokakta bulur. Maalesef çocuklarımızı  ya şımartıyoruz,  ya da biraz eziyoruz ve onlara zaman ayıramıyoruz. Yanlış davranışları,  her türlü gereksiz ve lüzumsuz sözleri, israfı  önce yetişkinler öğrenmeli  sonra da yavrularımıza anlatıp onları aydınlatmalıyız.- Cinayet şebekesi soykırımcı İsrail’e, II.Dünya Harbi’nden sonra Almanya ve Japonya’ya uygulanan kısıtlama  ve silahsızlandırmanın uygulanması  için gereken teşebbüsler yapılmalıdır.
- Fener Rum Patrikanesinin 1970 li yıllardan  beri kapalı  olan Heybeliada Ruhban Okulunun sonbaharda açılacağını açıklaması  kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren tüm yüksek öğretim kurumlarıYÖK sistemi ve Milli Eğitim mevzuatı  Devlet denetimine açılmasıgerekirken, Ruhban okulunun ayrıcalıklı  bir statüye tabi olmasıbeklenemez. Patrikhanenin yıllarca  sürdürdükleri, ‘ekümeniklik’ baştanberi yanlıştır.
- Taşımalı eğitim  sorunlarla doludur. Yeni bir düzenleme yapılmalıdır.
- Üretici ve sanayici desteklenmelidir. Hukuk ihlallerinden uzak durulmalıdır.

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

Aydınlar Ocağı  Genel Merkezi, Adana Aydınlar Ocağı,  Amasya Aydınlar Ocağı,Anadolu Aydınlar Ocağı,  Ankara Aydınlar Ocağı,  Antalya Aydınlar Ocağı,AvrupaAydınlar Ocağı, Balıkesir Aydınlar Ocağı,  Bursa Aydınlar Ocağı,  Çanakkale AydınlarOcağı,  Çorum Aydınlar Ocağı,  Giresun 19 Eylül Aydınlar Ocağı,  Harput AydınlarOcağı, Iğdır Aydınlar Ocağı,  Isparta Aydınlar Ocağı, İnegöl Aydınlar Ocağı,  Kocaeli Aydınlar Ocağı,  Malatya Aydınlar Ocağı,  Manisa Aydınlar Ocağı,  Ordu AydınlarOcağı,  Sakarya Aydınlar Ocağı,  Samsun Aydınlar Ocağı,  Sinop Aydınlar Ocağı,Sivas Aydınlar Ocağı,Tekirdağ Aydınlar Ocağı,  Trabzon Aydınlar Ocağı,Azerbaycan Aydınlar Ocağı,  Kosova Aydınlar Ocağı

 

 

DİĞER ŞURA BİLDİRGELERİ

>53.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (10-11-12 EKİM 2025-İSTANBUL)

>52.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (16-17-18 MAYIS 2025-TEKİRDAĞ)

>51.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (22-23-24 KASIM 2024-ADANA)

>50.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (4-5-6 KASIM 2022 GİRESUN )

>49.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (25-26-27 EKİM 2019-AMASYA)

>48.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (12-13-14 Nisan 2019-ANTALYA)

>47.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (26-27-28 Ekim 2018-MALATYA)

>46.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (27-28- 29 Ekim 2017-ANKARA)

>45.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (12-13-14 MAYIS 2017-SAMSUN)

>44.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (28-29-30 EKİM 2016-SİVAS)

>43.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (20-21-22 MAYIS 2016-KARTAL İSTANBUL)

>42.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (13-14-15 KASIM 2015-IĞDIR)

>41.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (15-16-17 MAYIS 2015-MANİSA)

>40.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (14-15 -16 KASIM 2014-ADANA)

>39.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (01-02 -03 KASIM 2013-ÇANAKKALE)

>38.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (16-17 -18 KASIM 2012-BURSA)

>37.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (25 Kasım-27 Kasım 2011/İSTANBUL)

>36.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (29 NİSAN - 01 Mayıs 2011 / ORDU)

>35.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (22 - 24 Ekim 2010 / SİNOP)

>34.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (28 MAYIS - 30 MAYIS 2010 / MALATYA)

>33.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (30 EKİM–1 KASIM 2009 ELAZIĞ)

>32.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (22-23-24 MAYIS 2009 ISPARTA)

>31.BÜYÜK ŞURA SONUÇ BİLDİRGESİ (14-16 KASIM 2009 SAKARYA)

>30. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (23–25 MAYIS 2008 İNEGÖL)

>29. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (27-29 NİSAN 2007 KONYA)

>28. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (03-05 KASIM 2006 ADANA)

>27. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (20 – 21 MAYIS 2006 MANİSA)

>26. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (28-29 MAYIS 2005 KOCAELİ)

>25. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (21-22-23 MAYIS 2004 TRABZON)

>24. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (25-26 EKİM 2003 ADIYAMAN)

>23. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (17-18 MAYIS 2003 KAYSERİ)

>22. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (21-22 ARALIK 2002 İSTANBUL)

>21. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (18–19 Mayıs 2002 SAMSUN)

>20. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (27-28 EKİM 2001 SİVAS)

>19. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (18-19 KASIM 2000 ORDU)

>18. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (20-21 KASIM 1999 BURSA)

>17. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (29-30 MAYIS 1999 SAKARYA)

>16. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (17-18 EKİM 1998 MANİSA)

>15. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (4 - 10 TEMMUZ 1998 GİRESUN)

>14. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (22-23 KASIM 1997 BALIKESİR)

>13. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (24-25 MAYIS 1997 MUSTAFA KEMALPAŞA)

>10. BÜYÜK ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ (4-5 KASIM 1995 KOCAELİ)

Bookmark and Share Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder Yazdır  

     

 
  Tüm hakları saklıdır ve tüm içeriğine ait lisans ve telif hakları T.C yasalarınca korunmaktadır. İzinsiz kopylanması veya yayınlanması yasaktır.